Alirıza Aslan: Zini Gediği
Zini Gediği Alirıza Aslan
Sadece senin gibi düşünmüyor, inancı farklı diye Dün Dersim'de Çorum'da Maraş'ta Sivas'ta Akan yine neden bu kandı? Sessiz kaldı ortalık yangın yeri hep bu yürekler 1938 yer ERZİNCAN Birer ikişer üçer beşer onar topladılar Yaşa başa bakmadılar 17 yaşında çocuk, 80 yaşında dede Tek bir ortak noktalar vardı hepsi insandı Fikriyle zikriyle canı kanıyla ama farklı birer insandı Surbahanda (Kılıçkaya köyü) bir ahıra topladılar El ele bağlayıp Zini Gediği'ne götürüldüler, aç susuz birçoğu birbirini tanımaya dahi fırsat bulamadı Yorgun görünüyordu gökyüzü Ay bir görünüyor bir yok oluyordu Yıldızlar çok uzak mum ışığı kadar yakın Mevsim sıcak yaz günleri Düşen yapraklar kırdı kafalarını kelaynakların Sızlamadı yürekleri akan gözyaşlarına Günlerce yürütüldüler Ses veren olmadı o sessiz çığlıklarına Zebaniler çamura bulanmış yürekleri balcık Suratsız bütün gün bütün şehir Gün ışıdı ışıyacak Bir ışık kaydı Binlerce yıldız yok oldu Kayboldu karanlıklarda Zini Gediği gün ortasında karardı Güvercinler sürgün ürkek kırık kanatları Titrek kalp atışları Şahinler kan içti hep yürekli Kuş sürüleri sessiz kilometrelerce aç susuz sürekli Bir tavşan koşuyordu ürkek ayak seslerine Yorulmuştu bedenleri Ne olduğunu bilmeden neden bile diyemeden Bir çukurda Durduruldular bir akşam vakti Ateş dedi Bekçi başı Ölüm saçtı tüm silahlar Yürekleri devrildi Mavzer seslerine karıştı avazları Kanları savruldu toprağa Bedenleri güneşte kavruldu Mezarsız kaldı onlarca insan Yok, olan onca can Hâlâ orda kemikleri sızılar Her yazda hep ayazda