Tanıklar — Abbas Kılıçkaya
Abbas Kılıçkaya
Ben o zaman 7 yaşındaydım. Burada Haydargilin evi karargah haline getirmişlerdi. Köyde bir de fırın yapmışlardı. Bu bölgedeki askeri karargahların hepsine ekmek buradan gidiyordu.
Necati Cavuş vardı. O nispeten iyi adamdı. Bir tane Hüsnü Çavuş vardı. O çok berbat bir adamdı. Sağdan doldan kavak getirtip bizim yolun üzerine diktirtti. Yolumuzu kapattı. Hayvanlarımız arkadan geçmek zorunda kalıyordu. Bırakmıyordu normal yolu kullanalım. Rüşvetçiydi.
Buralarda savaş filan yoktu. Askerler köyde bekliyorlardı. Sözde bizi korumak için bekliyorlardı. Ama gerçekte öğle değildi.
Dağa gönderilenlerin hiç birinin suçu yoktu. Tuncelililere ekmek veriyorlar, yardım ediyorlar diye, aşağıdaki sunni köyler şikayette bulundular. Bunları suç saydılar. Haydar'ın Babası, Cavit'in Babasını, Alevilerin ileri gelenlerini Zini Gedigi'ne götürüp öldürdüler. Geride kalanları da sürgüne gönderdiler.
Köyün üst kısmı yasak bölgeydi. Oralara gidemiyorduk.
Hergün bir barhaç yoğurt götürüyordum kendisine. Yoğurdu, yağı rüşvet olarak veriyorduk kendilerine ki bize iyi davransınlar. Başka da birşeyimiz yoktu verecek.
Koyun otlatıyorduk. Soğuktu, don vardı. Ateş yaktık ısınmak için. Jandarmalar bizi yakalayıp, ucu yanan odunlarla dövdüler bizi. Ateş yaktığımız için bizi dövdüler. Daha çocuktuk, gene de dayak yiyorduk.
O dönem harman zamanıydı. Mahsulümüzü, malımızı, mülkümüzü aşağıdaki sunni köyler talan ettiler. Sipsivri ortada kaldık. Bizlere sadece yataklarımız kaldı. Yataklarımızla birlikte bizi sürgüne gönderdiler.
O zamanı hatırladığımda çok karma karışık. Çok zor günler yaşadık, çok...
Hüseyin Fırat