Tanıklar — Haydar Gökdemir
Haydar Gökdemir
2 tane Jandarma Babamı ve Abimi alıp götürdüler ve hayvan ahırına kapattılar. Ertesi gün ellerini bağlayıp dağa yukarı götürdüler. Bütün bunlar gözlerimizin önünde oldu. Kadınlar komutana « nereye götürüyorsunuz » diye sordular. O da « yukarıda kamyon devrildi, onu yola çıkarmak için götürüyoruz » dedi. Ama biz biliyorduk ki onları öldürmeye götürüyorlardı. Bizim köyden 18, diğer köylerle birlikte 97 kişiyi elleri bağlı şekilde, jandarmalar eşliğinde, Zıni Gedigi'ne doğru götürdüler.
Hepsi Aleviydi. Halil İnce, Hüseyin Koç, Ali Kılıçkaya, Mehmet Kılıçkaya, Ali Gökdemir, Murat Gökdemir, Hüseyin Gökdemir, Fındık Koç, Gencali Avcı, Ali Billor, Mehmet Billor, Hasan İnce, İsmail İnce, Ali Abbas Yamalı, Ali Çetinkaya. Bunları götürüp katliamı yaptılar.
Ben o zaman 15-17 yaşlarındaydım. Babamgilleri götürdükleri zaman, İsmail Abim kaçtı. Jandarmanın biri onun arkasından gitmek isteyince, diğer jandarma « nasıl olsa diğerlerini aldık, bırak gitsin » dedi. İki jandarma birbirlerine biraz sert davrandılar. O gece kırda kalıp, saklandık. Yoksa bizi de götüreceklerdi.
Kamyonun içine doldurup, elleri birbirlerine bağlı şekilde götürdüler. Nasıl insanları kurşuna dizdiklerini, askerler daha sonra gelip bize anlattılar. Önce insanları sıraya dizip, sonra makinalı tüfekle tarıyorlar.
Köye bir fırın kurmuşlardı. Kelerişli Kadir isminde bir sivil ustayı işe almışlardı. Kendisi Aleviydi, karısı sunniydi. Ne olursa olsun dürüst bir insandı. Gizli gizli bize bilgi veriyordu.
Köyden dışarı çıkamıyorduk. Dağa gidip ölülerimize dahi sahip çıkamadık.
Köyde bir alay asker vardı. Ardından Trabzon alayı da geldi. Ondan sonra su kanallarını kesip bize su vermediler. 9. Kolordu Komutanı Muzaffer Ergülen isminde biri vardı. 3 asker göndertip, ahırdaki piliçleri, yemek için toplattırıyordu. Annem ağlayarak « bu zulmü Ermenilere yaptınız, bize niye yapıyorsunuz, bizde vatandaşız, biz de müslümanız » dedi. Askerlerden biri ağlayarak, emri komutanın verdiğini, kendilerinin emre uymak zorunda olduğunu söyledi.
Ardından bizi Balıkesire sürgüne gönderdiler. Sürgünde 9 sene kaldık. 1962 de maden çıkarmak için gitmiştik oralara. O zaman öldürülenlerin kemiklerini gördüm. İnanırmısınız bir hafta gözüme uyku girmedi.
Sürgüne gönderilirken bizleri hayvan vagonlarına doldurup Balikesire gönderdiler. Vagonların kapılarını Sivas'tan sonra tam olarak kapattılar. Yiyecek hiç birşey vermediler. Tuvaletimizi karpuz kabuklarına yapıp pencereden dışarı atıyorduk.
Ancak 9 yıl sonra geri dönebildik. Ben o acıları unutamam. Ben yoksullukla oğlumu okuttum. Işık Mühendisliği okuyordu. Bir dersi vardı ki mezun olsun. Federasyon başkanlığı yapıyordu. Oğlumu okulda vurdular. Kim vurdu? Devlet vurdu.
Mezara girsem kemiklerim bile, hakkımı helal etmez bunlara. Biz vergi vermişiz, ekonomik açıdan devlete katkıda bulunmuşuz. Neden bu zulüm yapıldı? 25 bin savunmasız insanı neden katlettiler? Sebebi neydi? Bu suçu kime yükleyeceğiz. Suç devletindir.
Küçük yaşta babamı, iki amcamı dağa götürüp katlettiler. İstanbul'da hammallık yapıp oğlumu okuttum. Benden oğlumu da aldılar.
Bu zulümler nasıl affolur?
Bin beş yüz yıldan beri Alevileri eziyorlar. Halen daha eziliyoruz.
Acım söyletiyor beni.